Kek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek Tarifleri SANA SONSUZ SALAT - U SELAM, EY ALEMLERİN EFENDİSİ MUHAMMED ALEYHİSSELAM
   
  ARVASILER VE EHL-I BEYT
  G E V A S
 

Hem Van’ın Hem Turkiye’nin Hem de Dünyanın En Guzel İlçesi
G E V A Ş
 

 
Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Van İline bağlı bir ilçe olan Gevaş, doğusunda Gürpınar, batısında Bitlis’in Hizan ve Tatvan ilçeleri, kuzeyinde Van Gölü, kuzeydoğusunda Edremit, güneyinde Çatak, güneybatısında da Bahçesaray ilçesi ile çevrilidir. İlçe toprakları dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, Güney Doğu Torosların uzantısı Kavuşşahap Dağlarının en yükseği olan Artos Dağının (3.650 m.) eteğinde kurulmuştur. İlçenin güney kesimini Kepçe (Arnas) Dağı (3.537 m.) engebelendirir. Bu dağlar ilçenin ulaşımını büyük ölçüde engellemektedir.

İlçe topraklarını kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda akan, Dicle Nehri’nin kollarından Botan Çayı ile birleşen Bahçesaray Deresi ile ilçe sınırlarında Van Gölü’ne dökülen Hoşap Çayı sulamaktadır. Yüzölçümü 727.5 km2 olup, deniz seviyesinden yüksekliği 1.750 m.dir. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 29.557’dir.

İlçede Karasal iklim hüküm sürmekte olup, kışları soğuk ve sert yazlar ise sıcak ve kuraktır. Bitki örtüsü bakımından zengindir.

İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve turizme dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünler; şeker pancarı, az miktarda buğday, arpa, patates, ceviz, elma, zerdalidir. İlçede tarım alanı kısıtlıdır. Hayvancılık yaylalarda daha çok göçer aşiretleri tarafından yapılmakta olup, koyun ve kıl keçisi yetiştirilir. Hayvancılığa dayalı süt, peynir, yapağı ve deri üretimi yapılmaktadır. Otlu peyniri ünlüdür. Ayrıca arıcılık da yapılır. İlçenin Van Gölü kıyısındaki Akdamar Adası turizm yönünden ilçeye gelir sağlamaktadır.

İlçe topraklarında tuğla ve kiremit hammaddesi yatakları bulunmaktadır.

İlçe tarihi Eski çağlara kadar dayanmaktadır. Tilkitepe’de yapılan kazılarda kalkolitik Çağa (MÖ.5500-3500) ait buluntular ele geçirilmiştir. Ayrıca Gevaş’ın kuzeyinde Van Gölü kıyısındaki Hişet kalesinin kalıntıları Urartular dönemine tarihlendirilmiştir. Bu bakımından yörede ilk yerleşimin Urartular zamanında olduğu anlaşılmaktadır. Urartular bu yerleşime Vostan ismini vermişlerdir. Sonraki yıllarda Selçukluların Vestan dediği bu sözcük zamanla Gevaş’a dönüşmüştür.

MÖ.VI.yüzyılın başlarında Medler Urartu Devletini yıkmışlar, bunun ardından da Persler yöreye hakim olmuştur. Büyük İskender’in Persleri yenmesinden sonra Makedonyalılar, ardından Seleukoslar burada hüküm sürmüştür. MÖ.III.yüzyılda Van ve yöresi kısa bir süre Ptolemaiosların eline geçmiş bunu MÖ.129’da Partlar, MÖ.I.yüzyılda Ermeni krallarından Dikran’ın egemenliği izlemiştir. Partlar ile Romalılar arasında Van yöresi zaman zaman el değiştirmiş, MS.III.yüzyılda Romalılar Sasanilerle yöre için savaşmışlardır. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Bizans yönetiminde kalan yöre VII.yüzyılın ortalarında Arapların eline geçmiştir. IX.yüzyılda Saciler, X.yüzyılda Arap ve Ermeni çekişmelerine sahne olmuştur. Bu çekişmelerin ardından 1021’de Bizanslılar yeniden yöreye hakim olmuş ve Bizans’ın Vaspurakan Theması’nın sınırları içerisinde kalmıştır. Bu arada Orta Asya’dan Türkmen boyları yöreye akınlar yapmıştır. Daha sonra yöre Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey tarafından 1054’te ele geçirilmiştir.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Selçuklular yöreye hakim olmuş, 1100’de Sökmenler Van yöresini yönetimleri altına almışlardır. Bunun ardından Van yöresi 1205’te Gürcülerin saldırısına uğramış ve kısa bir süre de Eyyubiler buraya egemen olmuşlardır. Moğolların yağmalamasından sonra yöre yeniden Anadolu Selçuklularının, İlhanlıların ve Timur’un denetiminde kalmış, Hakkari beylerinden Karakoyunlu İzzeddin Şir Van ve çevresini yönetimi altına almıştır. Safevilerin bölgede etkin olmasından sonra Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı’nda Safevileri yenmesiyle Van yöresi ile birlikte Gevaş’da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bununla beraber, zaman zaman Osmanlılar ile Safeviler arasında el değiştirmiştir. 1548’de Gevaş kesin olarak Osmanlı topraklarında kalmıştır.
Hareketli yağmur resimleri
XIX.yüzyılda Van Vilayetinin merkez sancağına bağlı bir kaza konumunda idi.

Van yöresi Osmanlı döneminde bazı ayaklanmalara sahne olmuş, 1895’te Ermenilerin başlattığı ayaklanmalar bastırılmıştır. Bununla beraber I.Dünya Savaşı başlarında Ermenilerin Taşnaktzutyun Örgütü Van yöresini işgal etmiştir. 1915’te Ruslar tarafından işgal edilen yöre, Rus İhtilali nedeni ile Ruslar Anadolu’dan çekilirken Gevaş’ı da boşaltmışlardır. Bu kez Ermeniler yeniden yöreyi işgal etmiş, 31 Mart 1918’de bu işgalden kurtulmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra da ilçe konumunu sürdürmüştür.

İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; 

Akdamar Kilisesi
Hişet Kalesi Kalıntıları
Celme (Halime) Hatun Kümbeti
İzzttin Şir Medresesi   bulunmaktadır.


GEVAŞ' IN
KÖYLERİ

Abalı
 
Kazanç (eski ismi PAĞVAS)
Bu köy sanki dünya cenneti
Kıskanma Van Gevaş'ı  ey İstanbul boğazı
Van bu Van, yanı, dunyada Van ahirette iman














   GEVAŞ (KAWAŞ)
 
TARİHİ SELÇUKLU TÜRKLERİ MEZARLIĞI
Miladi 639 yılında fethedilen Gevaş, Selçukluların önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu nedenle çok sayıda mezarlık mevcuttur. İki kısımdan oluşan tarihi mezarlıkta çoğu şehit 60.000’ e yakın metfun bulunduğu söylenir. Bu tarihi mezarlık yanında çokta yatırın bulunduğu görünen bir gerçektir. Mezarlık iki kısımdan oluşmaktadır.
Birinci kısım,kümbetin bulunduğu,etrafı duvar ile çevrili ve bazı mezar taşları onarılmış olan kümbet ve etrafındaki şehitlik kısmıdır.
İkinci kısım ise,üzerinde yapılaşma olması nedeniyle bir bölümünün evlerin altında kaldığı,diğer bölümünün ise yeni mezarlar ile birleşmiş Müsra Mezarlığı olarak bilinmektedir.
Çoğu şehit ve evliyadan oluşan mezarlık miladi 19.yy ve 20.yy ‘da bilim adamlarının dikkatini çekmiş ve incelenmiştir.
  İlk araştırmalar,1846 yılında Xavıer Hommaıre De Hell,1898’de H.F.B.Leynch , 1911’de ise Walter Bachmann gibi batılı bilim adamları tarafından yapılmıştır.
Türk bilim adamlarının ilk ciddi bilimsel araştırmaları 1950 yıllarında başlamıştır. 1956 yılında Oktay ASLANAPA tarafından yapılan inceleme ve araştırmalar yapılmıştır.buna müteakip 1967 yılında M.Oluş ARIK ,1976 yılında Rahmi H.Ünal’ın incelemeleri detaylı olarak yayınlanmıştır.
Kümbetin batı tarafı şehittik olarak bilinmektedir. Mezarlık 14.yy’da şehitlik olarak kullanılmıştır.
Mezar taşlarında hat sanatının yanı sıra geometrik ve rumi desenler büyük bir ustalık ile bezeme unsuru olarak kullanılmıştır. Yine mezar taşları üzerinde Arapça duaların yanı sıra Farsça rubailer kullanılmıştır. Ayrıca kümbetin doğu tarafında medrese olduğu tahmin edilen ve duvarları çamur takviyeli moloz taşlarından örülmüş mekanlar da bulunmaktadır.
MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA GEVAŞ AHLATLI OSMAN ÇAVUŞ ABİDESİ (KURTULUŞ SAVAŞI ŞEHİDİ)
Halk arasında 93 harbi olarak bilinen1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında doğuda başlayan Rus işgali yayılarak devam etmiştir. Bir çok yerde halk Osmanlı kuvvetleri ile beraber Ruslara karşı kahramanca direnmişler,ancak başarılı olamamışlardır.Bunun sebebi 1. Dünya savaşı rüzgarlarının esmeye başlaması ,Yemen’den Kafkaslar’a, Trablusgarp’tan Çanakkale cephelerine gidip, geri dönmeyen gençler ve harap düşen bir millettir.
Rusların bu yıllarda başlattığı işgal hareketi Kars’dan başlayarak batı ve güneye doğru belli aralıklarla devam etmiştir. Erzurum,Ağrı, Van, Hakkari, Muş ve Bitlis-Deliklitaş mevkiine kadar ilerleyen Rus birlikleri, 1917 Bolşevik İhtilali ile geri çekilmelerinden sonra yerlerini, uşakları ve batı destekli Ermeni çetelerine bırakmışlardır. Bu zamana kadar Türkler ile kardeşçe yaşayan Ermeniler, Rus-İngiliz kışkırtması ve desteği ile çeteler kurarak yöre halkına zulmetmeye başlamışlardır. Bu olaylar, yöreden batıya ve güneye doğru göçlerin başlamasına neden olmuştur. Yöre halkı göçe zorlanmış, göç etmeleri için zulüm ve işkenceye maruz bırakılmışlardır.
Bu arada Ermeni Komitacılara karşı masum Müslüman Türk halkını korumak amacı ile çeşitli yer ve sayıda Hamidiye Alayları kurulmuştur. Buna rağmen yörede büyük bir katliam yaşanmıştır. Zulüm ve katliamlara dayanamayan halk batıya doğru göç etmeye başlamıştır.
Gevaş halkı da bu zulüm ve işkenceden nasibini almış, Dereağzı ve İkizler köyü katliamları ile göç hızlanmıştır. Kahta, Mardin ve Konya’ya kadar giden halk aç ve sefil kalmıştır. İşte bu şartlar altında kurtuluş planları yapılıp uygulanmaya başlanmıştır. Bu arada batıda Kuvvay-i Milliye hareketleri başlamıştır. Misak-ı Milli sınırları içindeki vatan topraklarını kurtarma hareketleri ölüm-kalım savaşını başlatmıştır.
İşte bu ortamda Gevaş halkı da boş durmamış, kutsal vatan topraklarını Ermeni çetecilere ezdirmemek ve şehitlerinin ruhlarını sızlatmamak için Milli Mücadeleyi Gevaş’ta da başlatmıştır.
1918 yılı baharında Gevaş için kurtuluş planları uygulamaya konulmuştur. Gevaşlı yüzbaşı Şevket’in Kafkasya’da,Van ve çevresindeki kahramanlıkları Gevaşlılar’a büyük bir moral kaynağı olmuştur. Bundan sonra vatanı kurtarma, Dereağzı, Dilmetaş ve İkizler Köyü katliamlarının hesaplarının sorulması zamanı gelmişti.
Yörenin güvenlik işleri ile ilgili görevlendirilen Yüzbaşı Ali Rıza Bey’in komutasındaki bir bölük asker Yuva Köyü’ne gelir.Yüzbaşı Ali Rıza Bey’in gayreti ile yöre halkı üzerinde etkili olan Kayalar Köyü’nden Hasan Bey’in, Kazanç Köyü’nden Eshat ve Fettah Beylerin desteği alınır. Bu nüfus desteğinde alınan kuvvetler, Koçak, Kazanç ve Dilmetaş köylerinde toplanırlar. Bu arada mevcut kuvvetlere yardım amacı ile Hizan’dan Seyit Ali’nin oğlu Haydar Bey ile Pervali Tahir Ağa’nın oğlu Ali Bey komutasındaki birlikler de gelirler. Kuvvetlerin toplanması tamamlanınca Ermeniler’e Gevaş’ı terk etmeleri ikazında bulunulur. Ancak Ermeniler’in bunu kabul etmemeleri üzerine savaş başlatılır.
Türk Milis Kuvvetleri son merkezleri Güzelkonak Köyü’nde son durum değerlendirmeleri yaparak harekata son şeklini verdiler. Buna göre, emir- komuta Yüzbaşı Ali Rıza Bey’de bulunmak sureti ile kuvvetler hilal biçiminde bir vaziyet alarak yürümeye başladılar. Güneyde sırtlara taraf askerler, ortada Hasan Fettah ve Esat Bey komutasındaki kuvvetler, göl tarafında ise Hizanlı Seyit Ali’nin oğlu Haydar Bey ile Pervarili Tahir Ağa’nın oğlu Ali Bey kuvvetleri bulunuyordu. Taarruz harekatı bu biçimde başlatıldı. Kuvvetler Gevaş’a ilerleyerek Dokuzağaç Köyü’nü geçip Baklakar sırtlarına kadar geldi. Burada çatışmalar iyice şiddetlendi. Tarih 30 Mart gününü 31 Mart’a bağlayan geceyi gösteriyordu. İlk çatışma sırasında Baklakar sırtlarında Ahlatlı Osman Çavuş şehit oldu. Bunun üzerine çatışmalar şiddetlenince Ermeniler mevzilerini terk ederek kaçmaya başladılar. 1915 yılından itibaren Ermeni esaretine giren Gevaş, 31 Mart 1918 tarihinde kurtarılarak asıl sahiplerine kavuşturulmuştur. Ermenilerin toparlanamadan Van’a kadar kaçmaları ile kurtuluş hareketi diğer ilçelerin kurtuluşuna kadar devam ettirilmiştir. Ermeniler zulüm yaparak ikmal merkezi olarak Akdamar, Çarpanak ve Adır adalarındaki manastırlardaki kullanmışlardır.
Yöreden göç eden halk aynı yıl geri dönmeye başlamıştır. Geriye dönüş üç yıl kadar sürmüştür. Gevaş, bundan böyle 31 Mart gününü Kurtuluş Bayramı olarak kutlamaya başlamıştır.


Sana uzanan el kırılır
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Şehidimin son örtüsü...

Yemen, Trablusgarp, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı sırasında vatanın her tarafı şehit kanları ile sulanarak bu topraklar kazanılmış, her aileden bir veya birkaç şehit verilmiştir. Milli Mücadele yıllarında hep birlikte mücadele edilmiş ve Cumhuriyet birlikte kurulmuştur. Kederde, tasada ve kıvançta beraber olmuş bu milleti kimse bölemeyecek, şehit kanı ile sulanmış bu vatanı hiç kimse parçalayamayacaktır








 

 
  Bugün 348352 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=