Kek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek Tarifleri SANA SONSUZ SALAT - U SELAM, EY ALEMLERİN EFENDİSİ MUHAMMED ALEYHİSSELAM
   
  ARVASILER VE EHL-I BEYT
  ZALIM STALIN KATLIAMLARI
 
 
İnsanlık Tarihinin En Büyük Zalimi

 
Josef Stalin Kimdir ?
(İoseb Cugaşvili)
(1879 - 1953)
                                                   
Josef Stalin (asıl adıyla İoseb Vissarionoviç Cugaşvili) (1879 - 1953), 1922'den, 1953 yılındaki ölümüne kadar Sovyet Rusya'nın liderliğini ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin liderliği anlamına gelen Genel Sekreterliğini yapmıştır. Lakabı olan 'Stalin' Rusça'da çelik anlamına gelir.
Türkçede ve bizcede ZALIM ve AHMAK ve KATİL anlamındadır.

İoseb Cugaşvili, 21 Aralık 1879'da Gürcistan'ın Gori kasabasında doğdu. Babası kunduracıydı. Gençken girdiği papaz okulundan devrimci militanlara katılmak üzere ayrıldı ve Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin bolşevik kanadı saflarında yer aldı.

Uzun yıllar Sibirya'da sürgünde kaldı. 1917 Şubat devriminden sonra sürgünden döndü. Aynı dönemde İsviçre'den sürgünden dönen Lenin'le birlikte çalışmaya başladı. 1917 Temmuz ayında Lenin'in tekrar Finlandiya'ya sürgüne gitmek zorunda kalması üzerine, Sverdlov'la birlikte partinin yönetimini üstlendi. Ekim Devrimi'nden sonra Lenin'in başkanlığındaki Sovyet hükümetinde Milliyetler Halk Komiseri oldu.

Lenin'in ölümünden az önce Komünist Partisi genel sekreteri oldu. 1920-1930 arası sağ ve sol ideolojik mücadele sırasında suçlandı. Bu mücadelelerde binlerce insan sürgüne gönderildi veya görevden alındı. Bu sürgünler ve cezalandırmalar milli temelde değil, esas olarak ideolojik çizgiler üzerine oluyordu. Stalin'in ideolojik mücadele sırasında geliştirdiği görüşler ve siyaset, (özellikle muhalifleri tarafından) Stalinizm olarak adlandırılır.

Dönemin en sert ideolojik mücadelesi Troçki'ye karşı sürdürülmüş ve Troçki'nin 1940 yılında Meksika'da öldürülmesiyle Bolşevik Partisi içinde sağ veya sol sapmayla suçlanan eski liderlerden hiçbiri hayatta kalmamıştır.


İkinci Dünya Savaşı sırasında parti liderliği, hükümet başkanlığı ve Sovyet orduları başkomutanlığı görevlerini bir arada yürüttü. 1939'da Hitler'in Nazi Almanyası'yla Molotov-Ribbentrop paktı diye de bilinen bir saldırmazlık anlaşmasını imzaladı.


Kırım Tatarlarını1944'de Sibirya’ya sürdü.
1945'ten sonra Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde komünist rejimler kurdurdu. Daha sonra bu ülkelerin dünyadan izole edilmesi Churchill tarafından "demir perde" diye anılacak ve bu kavram yaygınlaşacaktır.

5 Mart 1953'te öldü. Doğruca hak ettiği yere (Cehennemin dibine) gitti.


 
Stalin katliamı: Dakikada 17 ölü
Milyonlarca insanın açlık ve sefaletten öldüğü 1932-1933 yıllarında her geçen dakika içinde 17 kişi, her geçen gün içindeyse 25 bin insan hayatını kaybetti.

Milyonlarca insanın açlık ve sefaletten öldüğü 1932-1933 yıllarında her geçen dakika içinde 17 kişi, her geçen gün içindeyse 25 bin insan hayatını kaybetti.

Ukrayna'da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ( SSCB) döneminde yaşanan açlık yıllarında hayatını kaybeden milyonlarca kişi için anma törenleri yapılıyor. Anma etkinlikleri kapsamında ülkenin bütün kiliselerinde 1932-1933 yılında açlıktan ölen insanlar için ayinler düzenleniyor Başkent Kiev'in en önemli kiliselerinden Sofiskiy Kilisesi'nde yarın düzenlenecek büyük ayine; Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko, üst düzey yöneticiler ve açlık yıllarında yaşayan tanıklar katılacak. 1932 yılında ürününü merkezi yönetime vermekte direnen Ukraynalılara karşı bir komisyon kuruldu.

Ukrayna'da Stalin Hükümeti'nin kararlarını uygulamaya koyan komisyon, çiftçiler tarafından üretilen ürünlerin merkezi yönetimden saklandığı gerekçesiyle harekete geçti. Halkın elinde bulunan un, buğday, et, patates, ekilecek tohum dahil olmak üzere bütün tarım ürünleri toplandı. İnsan eliyle sürdürülen iki yıllık kıtlık sürecinde tarlalar ekilemedi. Milyonlarca insanın açlık ve sefaletten öldüğü 1932-1933 yıllarında her geçen dakika içinde 17 kişi, her geçen gün içindeyse 25 bin insan hayatını kaybetti. Stalin'in bu politikası sadece Ukrayna'da değil, bütün SSCB Kafkaslar ve Kazakistan gibi birçok bölgesinde uygulandı. Başta Ukrayna ve Kazakistan'da olmak üzere milyonlarca kişi açlıktan hayatını kaybetti.

Tarihçiler bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Bir kısmı; olaylardan, o dönemki Stalin yönetimini sorumlu tutarken, bir kısmı ise açlığın sadece Ukrayna'da değil, SSCB'nin genelinde yaşandığını savunuyor.
İşte Stalin'in katliam belgesi


Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev'in özel talimatıyla Nisan 1940'ta ülkenin Smolensk kenti yakınlarında Katin ormanında 20 binden fazla Polonya subayının öldürülmesiyle ilgili gizli belgeler gün ışığına çıkarıldı.
28 Nisan 2010 Çarşamba, 19:03:33
'Yoldaş Stalin'e başlığı ile yayınlanan eski Sovyet İçişleri Komiserliği'ne ait bir belgede, üst düzey Sovyet yetkililerinin imzalarının bulunması dikkat çekti. Belgede askeri toplama kamplarında çok sayıda üst düzey Polonyalı askerin infazı ile ilgili konunun ele alınması isteniyor. 'Çok gizli' ibaresi bulunan belge ile, 14 bin 700 Polonya subayının esir kampında tutulduğu, Ukrayna ve Belarus topraklarında da toplam 11 bin Polonyalı askerin bulunduğu ve bunların kurşuna dizilmesi konusunun görüşülmesi talep ediliyor.

NKVD Başkanı Lavrenti Beria'nın talep ettiği infaz talep belgesinde, SSCB lideri Josef Stalin, Sovyet Mareşal Klimenti Voroşilov, Dışişleri Komiseri Vyaçeslov Molotov ve Halk Komiserleri Başkan Yardımcısı Anastas Mikoyan'ın belgeyi gördüklerine dair imzaları bulunuyor. Rus uzmanlar politbüro yetkililerinin attıkları imzaların infaz talebini onayladıkları anlamına geldiği değerlendirmesinde bulundu.

STALİN YARGISIZ İNFAZ EMRİ VERMİŞ

Belgede, Stalin'in NKVD Başkanı'nın önerdiği infazın yerine getirilmesi için yargısız infaz yapılması hususunda özel Sovyet gizli servisi üst yetkililerine görev verilmesi de yer alıyor. Gizli belgeler arasında 1959 yılında dönemin Sovyet gizli servisi KGB Başkanı Aleksandr Şelepin faciayla ilgili gerçeklerin ortaya çıkmaması için tüm raporların imha edilmesiyle ilgili rapor da var.
Basına konuşan Rusya Federal Arşiv (Rosarhiv) Başkanı Andrey Artizov, Katin faciasıyla ilgili gizli belgelerin açıklandığını belirtti. "1 nolu Özel Dosya" olarak bilinen belgelerin Rosarhiv resmi sitesinde yayınladıklarını kaydeden Artizov, "Başkan Medvedev'in talimatıyla belgelerin elektronik örnekleri kurumumuzun resmi sitesinde yayınladı. Altını çizerek belirtiyorum ki, bu gizli belgeler daha önce hiçbir resmi sitede yayınlanmadı ve ilk kez bizim resmi sitemizde yayınlanıyor. Bu belgeler uzun yıllardır ki arşivlerde korunuyordu. Çünkü, bu dosya çok özel, çok gizli idi ve bu belgelere sadece 1-2 kişi ulaşabiliyordu." dedi.

Artizov, isim vermeden bazı kişilerin Katin olayıyla ilgili gizli belgelere inanmadığını da eleştirdi. Rosarhiv Başkanı, "Bazıları bu belgelere sahte diyerek özel siparişle hazırlandığını iddia ediyor. Güya Katin ormanında Polonya subaylarını kurşuna Almanlar dizmiş diye iddialar var." diye konuştu.
Rosarhiv Başkanı Artizov şu bilgilere yer verdi: "Bu özel ve gizli dosyaya SSCB döneminde Başkan'ın huzurunda olmak şartıyla üç üst düzey Sovyet yetkili ulaşabiliyordu. NKVD Başkanı Beriya Polonya subaylarının infaz edilmesini öneriyor. Belgede bu bilgiler var. Belge üzerinde Stalin başta olmak üzere diğer Poitbüro üyelerinin gerçek imzası var. İki yetkili politbüro üst düzey yetkilisi Mihail Kalinin ve Lazar Kaganoviç'in de imza ve onayları var."

Rusya'nın Smolensk kentine inişi sırasında 10 Nisan'da düşen ve aralarında Polonya lideri Leh Kaçinski'nin de bulunduğu 96 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasının ardından Moskova Katin faciasıyla ilgili daha duyarlı politika izlemeye başladı. Daha önce sadece Rus Kultura televizyonunda gösterilen Katin filmi, uçak kazasının ertesi günü Rus resmi televizyonu Rossiya'da da gösterime sunuldu.

Nisan 1940'ta SSCB lideri Josef Stalin'in talimatıyla 20 binden fazla Polonya subayı Katin ormanında infaz edilmişti. SSCB onlarca yıl olaylarla ilgili Nazi Almanya'sını suçlamıştı. 1990 yılında Sovyetler Birliği Başkanı Mihail Gorbaçov sorumluluklarının olduğunu kabul etti. Rusya son 20 yılda Katin faciasıyla ilgili bazı belgeleri açıklarken, Polonya asıl gizli dosyanın açıklanmasını talep ediyordu. Rusya olayı bir "Stalin rejimi vahşeti" olarak nitelendiriyor.
KIRGIZİSTAN'DA STALİN REJİMİ
KURBANLARI VE ATA BEYT KURBANLARI

SSCB dönemi Tüm Türk Dünyasında önemli bir tarihi trajedi zinciridir. Günümüzde Dünya Türklüğünde özelliklede Türkiye’de o dönemin ayrıntıları halkımızın belleğine taşınmamaktadır.

Bir yerlerde Stalin rejiminin Türk ve Müslüman soydaşlarımızın kurban edildiği trajik sonları yaşanırken milletimize yapılan bu katliam ve haksızlıkların öğrenilmesine bir şekilde imkân sağlanmamış kimi zaman ise engellenmiştir.

Bizler bu noktada ecdadımız ve soydaşlarımızın çektiği acıları tanımalı ve yaşatmalıyız. Aksi takdir de milletimize sadece siyasi çıkarlar için bazı emperyalist güçler tarafından yalan ve pusularla dolu sözde Ermeni katliamı dayatmaları karşısında tamamen tarihi gerçeklere dayalı Türklere uygulanan katliamların varlığını önlerine koyarak duramayız.

Drau’da katledilen 7000 Müslüman ve Türk soydaşımızın kaderleri, Azerbaycan’da Hocalı katliamı, Nisan 2007’de bulunan ve açılan 1918 yılında silahlı Ermeni çeteleri tarafından yine Azerbaycan’ın kuzeydoğusundaki Guma bölgesinde katledilen Azeri Türkü soydaşlarımıza ait toplu mezarın dile getirmesinin zamanı ve önemi çok büyüktür.

Türklere yapılan katliamlar elbette bunlarla sınırlı değildir. Bunlar sadece son yüzyılımızda yaşanılan acıların bir kısmıdır. Bugün yine adından ve varlığından az bahsedilen bir katliamı sizinle paylaşacağız. Bu 1936–1937 Kırgızistan’da yaşanan Stalin rejimi tarafından yapılan “Ata-Beyit” (Baba mezarı) katliamı.

Bu katliamın varlığı ne yazık ki 1993’te ortaya çıkarıldı ve sadece Orta Asya’da her yıl düzenlenmeye çalışılan anma günü ve Türkiye’de birkaç sayfalık makale dışında hakkında fazla bir bilgiye rastlamak mümkün değildir. Yazılamamasının sebebi elbette yeterli bilgiye ulaşılamaması veya gizliliğin devam etmekte olduğu değil tamamen orada ve buradaki araştırmacıların yeterli ilgiyi gösterememelerinden kaynaklanmaktadır.

Oralardaki yeni ve gündemde tutulması gereken bu soykırımlar için kimsenin çıkarlarına karşı gelerek gidip araştırmalar yapmıyor olmasının bir zararı ise yeni ve önemli bu konudaki bilgi ve belgelerin gerektiği şekilde koruma altına alınmayarak misyoner ve bazı yerli vatandaşlarca emperyalist ülkelere taşınıyor olması ki bu da emperyalistlerin ekmeklerine yağ sürmektedir.

Kırgızistan Cumhuriyetinde 1936–1938 yıllarında yaşananlara imkânlarımız doğrultusunda değinmeye çalışacağız.

Bilindiği gibi Stalin rejimi Türklük ve Turancılık fikrine ve Türk coğrafyalarının bir çatı altında toplanmasına tüm SSCB cumhuriyetlerinde izin vermemiş bu davayı savunan ve yakınlık duyan tüm aydınları, dini ve milli liderleri topluca meşhur 58. maddeye istinaden toplu olarak katletmiştir. Daha önceki yayınladığımız araştırmalar bu konudaki düşünce ve kanıtları desteklemektedir.

Tüm Sovyetlerde yapılan bu katliamlar 1936–1945 yılları arasında değişik periyotlarla değişik ülkelerde uygulanmıştı. Bu katliamların ve cezalandırmaların başlıca aktörlüğünü Stalin adına NKVD daha sonrada KGB istihbarat servisleri takip etmiş ve uygulamışlardır. Bunlardan yine günümüz de 1993 yılına kadar saklanabilen ve Kırgızistan başkenti Frunze yani bugünkü adıyla Bişkek yakınlarında bulunan “Ata-Beyt” toplu mezarlığıdır.

Ata-Beyt mezarlığında ortaya çıkarılan 138 kişiye ait toplu mezarda içinde DNA testiyle doğrulanan Türk Dünyasının güçlü yazarı Cengiz Aytmatov’un 9 yaşındayken son kez gördüğü 1937 de KGB ajanlarınca gotürülen 38 yaşında öldürülen babası Törekul Aytmatov’a ait olduğu öğrenilmiştir. Yine ayrıca Kırgızistan Milli alfabesinin mimarı ve doğu bilimleri âlimi Kasım Tınıstanov ve Orta Asya’nın yetiştirdiği en büyük âlim ve Turan Birliğinin savunucularından olan Bayalı İsakeyev, A.Jienbayev, Abdıkadır Orazbekov, Erinbek Esenamanov ve niceleri de bulunmaktaydı.

1938 yılında 138 kişinin kurşuna dizilerek üzerleri toprakla kapatılan kurbanların çoğu Kırgız Türklerine ait 19 ayrı milliyete sahip oldukları da tespit edildi. Katliam bugünkü Bişkek şehrinin yaklaşık 30km dışında bulunan Ala Dağların eteğindeki tuğla ocağında gerçekleştirildi ve 1938’deki bu katliamın birde tanığı vardı. Tuğla ocağı bekçisi Hıdır Aliyev. Aliyev, gizlendiği yerde şahit olduğu ve yıllarca yüzlerce askerin gerçekleştirdiği bu katliamı, orada inleyerek can verenlerin çığlıklarını mezara kadar gotürmek istemediğinden ölmeden önce bugün 80 yaşlarına gelmiş, “Issık Göl”de yaşayan kızına şu sözlerle dile getirmiş: “Eğer zaman ve şartlar uygun olursa herkes bilsin. Tuğla ocağında çok büyük olaylar oldu. Zamanı gelince herkes öğrenmeli!” ölüm öncesi bir vasiyet gibi kızına verdiği bu sır 1991 yılında tam bağımsızlığını kazanan Kırgızistan Cumhuriyetinin ilan edilmesinden sonra 1993 yılında kızı tarafından kurulan ilk Kırgız hükümetine iletildi.

Kırgızistan’ın ilk Cumhurbaşkanı, devrik lider Aksar Akayev bu durumu bizzat görev edinerek 1993 yılında bir kazı başlatılması için gerekli izni ve kararı çıkardı. Kazılar sonucunda bulunan toplu mezar sadece Kırgızistan’ı değil tüm Orta Asya cumhuriyetlerinin kanını dondurdu. Toplu mezarda 138 ceset ve binlerce mermi kovanı bulundu.

Bu durum karşısında devrik lider Akayev, 1936–1938 yıllarına ait tüm KGB arşivlerinin taranmasını emretti. Yapılan arşiv araştırmaları ve DNA testleri sonucunda iki kadın cesedi dışında herkesin isimleri belirlendi.

Uzmanlar tarafından mezarda çoğunluğu Kırgız Türkü olmak üzere, Uygur, Tatar, Kazak, İranlı, Alman ve Çinli asıllı dönemin Sovyet vatandaşları olduğunu rapor ettiler. Hükümet komisyonu KGB arşivlerinden burada yatanların bazılarının neden, ne şekilde cezalandırılarak öldürüldüğü ile kimlik tanımı yapılamayan bazılarının ismiyle iki kadın cesedinin isimlerine ulaşılamadı.

Buna rağmen mezarda bulunan elbiselerin ceplerinden çıkan bir sararmış kâğıtta Sovyetlerin ünlü 58. maddesine istinaden yani basmacılık, Turancılık, ırkçılık, Troçkistlik (ajanlık) ve Pan-Türkizm suçlamalarıyla ölüm emirleri ve isim listelerinin bulunması birçok cesedin sahiplerini ortaya çıkardı.

İlginç olan ise bu toplu mezarın 50 metre uzaklığında SSCB tarafından inşa edilerek bugünlere kadar kullanıla gelen Polis binasının ve lojmanlarının bulunmasıdır. Katliamın karşı tepkisinde korkan KGB, bir gece içerisinde orada katliamı gerçekleştirdi ve gömdü. Halkın uzak kalmasını sağlayacak tek unsuru Polis binasını da yanına inşa etmişlerdi.

Bu acı olayın tamamlanan araştırmasının ardından devrik lider Akayev’in emriyle toplu mezarından çıkarılanlar ayrı tabutlarda isimlerinin yazılı olduğu yeni anıt mezarlığa defnedildiler. Dikilen büyük anıtta her kurbanın adı tek tek sıralandı. İçlerinde gayri Müslimlerinde olması dolayısıyla anıtın yanında birde çan konuldu.

Anıtın adı bölgenin adını aldı. “Ata-Beyt Kurbanları Anıtı”. Bunca azaba maruz kalan ve orada yatan ecdadımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.

Gelecek yazımızda Kırgızistan’da yaşanan 1936–1938 yılları arasındaki cereyan eden olayları sebepleri ve Türkçülük hareketleri karşısında SSCB’nin tutumu ve insanlık dışı katliamlarının senaryolarına değineceğiz. Tanrı Türk’ü ve Ülküsünü Korusun!..

Kanlı Stalin Kurbanları/Kırgızistan “Ata-Beyit 2"


Ey Alataular Dağlar! Sizden daha kutlu ve daha yüce olan bağrınızda yatırdığınız o şehitlerimizdir.

Geçen yazımızda 1936–1938 yılları arasında Kanlı Stalin katliamlarına maruz kalan aziz şehitlerimiz arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek yakınlarındaki kireç ocağında katledilen 138 kişilik “Ata-beyit Kurbanları” hakkında söz etmiştik.

Bulunan cesetlerde rastlanan Kırgızistan’ın 1937’de KGB ajanlarınca 38 yaşında infaz edilen değerli Türk aydını Cengiz Aytmatov’un 9 yaşındayken son kez gördüğü babası Törekul Aytmatov, Kırgızistan milli alfabesinin mimarı ve doğu bilimleri âlimlerden Kasım Tınıstanov ile Orta Asya’nın yetiştirdiği âlim ve Turan Birliği’nin savunucularından Bayalı İsakeyev, A.Jienbayev, Abdıkadır Orazbekov, Erinbek Esenamanov Orta Asya’da siyasi dengelerin de temel taşlarındandı.

Kırgızistan Cumhuriyeti ilk kez SSCB’ye 5 Aralık 1936 yılında Frunze (Bişkek) de düzenlenen Komünist Partinin 8. Olağan Genel Toplantısıyla katıldı. Bu toplantı gündemi Kırgızistan SSCB Devletinin yeni yasalarının oluşturulması ve birleşme şartlarının görüşülmesi olmasına rağmen gündem konuşulmadan Stalin’in gövde gösterisiyle iptal edilerek 20-23 Mart 1937 tarihine ertelenmesine karar verildi.

Bu SSCB’nin diktasının açıkça görünüşü olarak kabul edilebilir. Ayrıca Stalin bu süre içerisinde ülkede yetkili mercilerde görev yapan Bolşevik yönetimin bıraktığı yöneticilerle Turancı kesimin tavsiyesi için zaman kazanmış oldu.

20–23 Mart 1937 de gerçekleştirilen ertelenmiş toplantının birinci oturumunda Stalin’in yardımcıları oturum süresince Stalin’e methiyeler ve övgülerle dolu konuşmalar yaptı. İkinci oturum ise tam tersi bir tutumla soğuk ve suçlamaların yer aldığı bir oturum oldu.

Orada delege olarak bulunanlar içerisinde askeri, istihbarat, hükümet ve yerel yöneticilerin büyük bir kısmı Bolşevik ajanı veya Turancı suçlamalarıyla usulsüzce ve acımasızca tutuklandı. Birçoğu ise tutuklama sonrası vatan hainliğinden idam edildi.

Genel toplantıyı büyük bir soğuk kanlılıkla takip eden M.K.Ammasov, Kırgızistan SSCB devletinin yeni Komünist Parti Sekreteri olarak Törekul Aytmatov’un yerine ülkenin başına getirildi.

Ammasov bu görevden önce kendi ülkesi olan Yakutistan’da görevliydi ve oradaki katliamlarda bulunmuştu.

Toplantı ile ilgili kararlar ve konuşmaların bir kısmı Stalin tarafından 29 Mart ve 1 Nisan 1937 tarihlerinde “Pravda” ve “Sovyetskaya Kirgizya” gazetelerinde, 1 ve 3 Nisan 1937 tarihleri arasında “Sotsolistiçeskaya Yakutya” gazetelerinde yayınlandı. Bu yayınlanan haberler halka üstü kapalı bir tehdidinde savrulduğu husunda bir delil olarak görülmelidir. Çünkü, parti tarafından bu gazetelerde yayınlattırılan haberlerde toplantıda Japon, Alman ve Lenin ajanları (Troçkistlik)Turancı, ırkçı ve Pan-Türkist gerekçeleriyle birçok devlet yöneticisi, rütbeli asker ve hatta sıradan vasıfsız görevlilerin bile tutuklanarak çıkarıldıkları mahkemelerde de suçlu bulunarak idam edildikleri de yazmaktaydı. Buda Stalin rejiminin Kırgız halkı üzerinde baskı ve korku oluşturmanın ilk adımıydı. Denildiği gibi Kırgızistan SSCB Devletinin ilk Genel Kurul Toplantısına katılanların maalesef %90’ı çeşitli gerekçelerle katledildi.

Toplantıda Stalin’in söylediği “Bu insanlar acımasızca ortadan kaldırılarak, etkisiz hale getirilmelidir. Zira onlar işçi sınıfına tehdit oluşturmaktadır” sözü korkunun artık hakim olduğu ülkede sloganlaştı. Belki de en kötüsü de ilkokul kitaplarından kurumların duvarlarına kadar yıllarca yazılı kalmasıydı. İşte bu sözler aile içerisinde bile baba ile oğul arasındaki sevgi ve güveni namlunun ucuna koymuşçasına yok etti. Artık her tarafa kan sıçrıyordu. Elbette bu kaçınılmaz sonlar Kırgız Türkü aydın ve halk liderlerinin de üzerlerine çöktü.

Sovyetlerin önde gelen tecrübeli katillerinden Merkez Askeri Polis İstihbaratı (NKVD) Başkanı Ejov Moskova’dan atadığı Kırgız NKVD başkanı Çetvertakov üzerinden aydın ve halk liderlerine yaptığı suçlamalarla bir bir canlarına kıydı.

NKVD’nin en önemli kilit tutuklusu olan Yusuf Abdrahmanov’un gördüğü işkenceler sonucu kendisine zorla imzalatılan ifadelerle Sosyal Turan Milli Hareketi üyesi ve yöneticisi olduğu gerekçesiyle 40 kişi NKVD askerlerince yakalanarak Yüksek Mahkemeye çıkarıldı. Yalancı şahitler ve sahte evraklarla suçlu bulunarak 1938 Kasım ayında öldürüldüler:

Yusuf Abddrahmanov, Kırgızistan’ın milli eğitime geçmesi talebi hoş karşılanmadı. Kazakistan ve Sibirya’da başlatılan suni açlıklardan dolayı Kırgızistan’a sığınanlara yaptığı tahıl ve gıda yardımlarından dolayı Moskova tarafından Burjuvalık Milliyetçilik suçlamasıyla tutuklanarak Smara ve Orenburg şehirlerine sürüldü. 1937 yazında Milli akıcılık olan Alaş-Ordu üyesi olmak, anti-sosyalist Sosyal Turan hareketine katılmak, SSCB’yi yıkmaya teşebbüs, Pan-Türkistler Partisi merkez yöneticiliği yapmak ve yalancı şahitlerle vatan haini ilan edilebilmesi için İngiliz ajanlığı yapmak suçlamalarından dolayı 58.maddeye istinaden 5 Kasım 1938 günü katledildi. Cesedi Ata-Beyit toplu mezarından çıktı. Kısa bir süre sonra yalancı şahitler esrarengiz biçimde öldüler.

Törekul Aytmatov, NKVD başkanı Çetvertakov’un Abdrahmanov’un yakın arkadaşı ve Pan-Türkist düşünceyi savunması dolayısıyla tutuklandı. 1938 yılından beri kayıptı. Cesedi 1993 yılında açılan Ata-Beyit Kurbanları toplu mezarında bulundu. Kimliği oğlu Cengiz Aytmatov’un yaptırdığı DNA testiyle tespit edilerek bulundu. Baba Aytmatov, hunharca kurşuna dizilerek öldürüldü.

Kasım Tınıstanov, Abdrahmanov’un yakın arkadaşı olmak, Sosyal-Turan Partisi düşüncesini desteklemek ve görev almak suçlamalarından tutuklanarak 1938 yılında katledildi. Cesedi Ata-beyit Kurbanları toplu mezarında bulundu.

Katledilen diğer Turan Partisi üyesi Kırgız aydınlarından: Osmankul Aliyev (KRSSR Milli Eğitim Komite Başkanı), C.Şarukov (KRSSR Milli Sağlık Komitesi Başkanı), Temirbayev (KRSSR Milli ekonomi ve işletmeler Başkanı), Erdineyev (Eski Devlet Milli Komiteler Başkanı), Bayalı İsakeyev (Dönemin KRSSR Devlet Milli Komiteler Başkanı), Abdıkadir Orazbekov (KRSSR Merkez Uygulama Komite Başkanı), Erinbek Esenamanov (KRSSR Milli Tarım Komitesi Başkanı), K.Yoldaşov, Saldayev, Çantakiyev (KRSSR Hükümet üyeleri) v.b. bir çok aydın yukarıdaki suçlardan Temmuz ve Ağustos 1938 tarihleri arasında tutuklanarak 58. madde gereği suçlu bulundu. Yıllarca hiç birinin akrabalarınca bilinmeyen bu şahısların cesetleri de eski kireç ocağında yine “Ata-Beyit” toplu mezarından çıkarıldı.

İlginç olanı ise o mezarın 50 metre yanına SSCB polis evlerinin konuşlandırılmasıdır. Halk ve akrabalarının aramalarını engellemek için eskiden bir polis devleti olan Kırgızistan’da polis evleri bir nevi kamuflaj olarak kullanılmıştır.

Var oldukça sizleri unutmayacak ve unutturmayacağız…


Ufuk Tuzman - Türkgündem
 
  BugŁn 178722 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=