Kek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek Tarifleri SANA SONSUZ SALAT - U SELAM, EY ALEMLERİN EFENDİSİ MUHAMMED ALEYHİSSELAM
   
  ARVASILER VE EHL-I BEYT
  SECME SIIRLER
 
Ehl-i Sünnet Kasidesi

Ehl-i sünnet itikadı, sana önce, lazım olan,
Yetmişüç fırka var, amma, Cehennemlik geri kalan,
Müslümanlar, hep sünnidir; cümlenin reisi Numan.
Cennet ile müjdelendi; imanda bunlara uyan.

İtikadı sağlam edip; sonra İslamiyet'e bağlan!
İslamın beş şartını yap; haramlardan sakın heman!
Bir günahı işler isen, tevbe et, kaçırma zaman!
Kim ki uymaz İslam'a, bir gün olur, elbet pişman.
Dinsize sakın aldanma, mahv olursun sen de, aman!
Tatlı söze inanırsan; olur sonra, halin yaman!
İki yüzlüler çoğaldı: dışı melek, içi yılan,
Tuzağa düşürmek için; dost görünür, hem de candan.

Herkes kendin haklı sanır: Kötü der, bana uymayan.
İslamiyet terazidir, odur haklıyı ayıran!
İslam'a uymayan bil ki; doğru yoldan sapık insan.
Bu söze inanır elbet: Tarihi iyi anlayan.
Neden doktora koşuyor; herhangi bir yeri ağran?
Çünkü, ölmek sevmez kimse; her şeyden daha tatlı, can.
Sonsuz yaşamak arzusu; bende yoktur, var mı diyen?
Ölmek, yok olmak değildir; kabir hayatına inan!

Cennet sonsuz, Cehennem de; haber verdi, bunu Kur’an,
Sonsuz dertten sakınmalı; hatta, olsa da, bi güman,
Buna inanmayan da var; yarasa kaçar ziyadan.
Karga çöplükten tad alır; bülbüldür, gülü arayan.
İslamı elbet sevemez, nefse, keyfe düşkün olan.
Bu ikisi, bir olur mu? Ayrıdır iyi, fenadan!
Müslümanlar, hakkı tanır, her mahluka eyler ihsan,
İmansızlar, yılan gibi; lezzet alır can yakmaktan.

Aman ya Rabbi elaman; ne müşkilmiş ahir zaman,
Din bilgisi unutuldu; pek azaldı namaz kılan,
Mason olanlar, sinsice; dini yıkmakta her yandan,
Komünistlerde işkence; Müslümana ölüm, zından.
Bugünkü şaşkın halleri, eylemişti, Resul beyan.
Demişti: (Bir gün gelecek; garib olur, bana uyan.
Her evde, çalgı çalınır; işitilmez olur ezan,
Âlim bulunmaz bir yerde, cahillere kalır meydan!

Müminler, olur zavallı; kafirler, sanki Süleyman,
Kadına uyar her erkek; olur evde hakim, zenan,
Yüksek binalar yapılır; kelb dişi gibi apartman.
Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan.
Zeka, çok şey bulursa da; gaflet, gitmez insanlardan.)
Birgivi kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan:
Kıyamet alametleri, çıkar, birbiri ardından,
Alametlerin meşhuru, sarhoş olur; pek çok kesan.

Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan.
Zâlime ikram olunur, kurtulmak için beladan.
Hayasızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan,
İnsanların en alçağı, Moskova’da okur ferman.

Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan.
Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan.
Çok medh edilen kimsede, bir zerre bulunmaz iman,
Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan.

Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan.
Kadınlar dar libas giyer, hep açılır baldır, gerdan.
Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan.
Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan.
Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar binbir yalan,
Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan.
Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan,
Emir-i maruf unutulur, fısk emir eder şaklaban.

İslamiyet kötülenir, haram işlenir her yandan.
Müslümanlık lafda kalır, ses için dinlenir Kur’an.
Mümine gerici denir, kayrılır mürtet olan.
Bunların hepsi muhakkak, olur kıyamet kopmadan.
Büyük alamet Deccaldir, çıkacağı yer, Horasan.
Sonra, Şam’daki Camie İsa inecek semadan.
Bir hadisde buyuruldu, (Kızım Fatıma evladından,
Babası Abdüllah olan, Mehdi adında bir civan.

Çıkıp dine kuvvet verir, cihana yayılır iman,
İsa aleyhisselamla, birleşerek ol pehlivan.
Deccalı da öldürürler, dünya dolar adl-ü eman.
Yecüc Mecüc adındaki, kavim çıkar sed ardından.
Sayısı milyonlarcadır, her tarafda dökerler kan.
Dabbet-ül-erd çıkar sonra, Mekke’de Safa altından.
Dağ kadar bir hayvandır, ayırır iyiyi fenadan.
Daha sonraki alamet, güneş, doğacaktır garbdan.

Kafirler bunu görünce, imana gelecek ceman,
Fakat, kabul olmaz artık, doğru yola gelen mihman.
Alametlerin biri de, Aden’den çıkan bir duhan.
Kâ’beyi yıkacak hem de habeş renkli birkaç yaban,
Yer yüzünde kalmayacak, büyük nimet olan Kur’an.
Müslümanlar hep ölecek, yaşayacak Ehli tuğyan.
Her kötülüğü yapacak, insan adlı canaveran,
Lakin Hicazdan bir ateş, verip herkese heyecan.

Şaşkın, azgın dolaşırken, kıyamet kopar na-gehan.
Daha neler olur, amma söyleyemez onu, lisan.)
Ne hazindir, ne yazıktır; Mabud oldu, falan filan,
İlahi, sen korumazsan, olur hep sonumuz giryan.

Bu irtidad modasında; işimiz suç, günah, isyan.
İnsanlar, yolu şaşırdı; gemisin kurtaran kaptan!
Etrafımın zulmetinden, beni de kapladı nisyan.
Ömür geçti, pek süratle, uyan gönül, artık uyan!

Hep, bu dünyaya çalıştın; ahiretin oldu ziyan.
Düştün bedenin peşine, kalbini eyledin viran.
Akla, ilme hiç uymadın; nefis oldu, sana kumandan,
Geçti gençlik, hep gafletle; dünya hırsındasın elan.
Nasihat hiç dinlemedin; yoldan çıktın, sanki sekran.
Dünya zevklerine daldın; şimdi halin ah-ü figan.
Hainler aldattı seni; sandın sonsuz bu deveran.
Didinmeler, boşa gitti; yar olmadı, servet saman!

İslam'a uyan kimse, anladım olur şadüman,
Ne yazık, ömrü uçurdum, yeis çöktü, her taraftan,
Keşke, Kur’ana uysaydım; olurdum, ebedi sultan,
Dünyaya malik olsa da; kalmıyor insan bi payan!
Hani Dara ve İskender; hani Roma, hani Yunan?
Hani Nemrud, hani Firavn; hani Karun, hani Haman?
Hani Cengiz, hani Hitler! nesi kaldı, zikre şayan?
Edison, Markoni, Pastör, ahirette bulmaz ihsan!

Dünyaya fayda verenler; sanma olur, kamil insan!
Yılandan tiryak yapılır; zehir olur bazen derman!
Sakın bakma görünüşe, insanın kemali, iman!
İman eden, tembel olmaz; çalışınız! diyor Sübhan,
Tembeli ve gericiyi; zem etti Nebiy-yi zişan,
Bir hadisde buyurdu ki (Rabbe mahbubdur, çalışan!)
Ruhu da, düşünmek lazım; hep bedeni besler, hayvan!
Bu bedenin sağlamlığı; geçer, sanki ab-ı revan!

Evet, beden lazım, Çünkü; odur, ruhumuz taşıyan.
Her birin korumak gerek, böyle olmalı, Müslüman!
Nebiyyullah, boş durdu mu? İyi düşün, eyle izan!
Eshabın hepsi olmuştu; sulhda üstad, harpte arslan.
Bunları bildiğim halde, nefse uydum, halim lerzan.
Günahlardan sakınmadım; böyle mi olurdu şükran?
Hilmi ümidini kesme, Rabbinin ismidir, Rahman!
İlahi imdad et bize; etrafımız sarmış düşman!

Kitab, gazete, film, radyo; olmuş hepsi birer şeytan.
Bunlar doğruyu gösterse; olur idi, hepsi burhan.
Bilgi, fen kaynakları da; niye aceb, böyle husran?
Yeni fizik, modern kimya seni gösteriyor, her an!

Her zerre diyor, Allah var; atomdan ta be asüman!
Fakat, bunları gören yok; kalplerden silinmiş irfan.
Hakka inad edenlere; olur dünya elbet zindan!
Avrupa, Amerika hem; Asya’da da, niçin buhran?

Çünkü, Hakkı görmüyorlar; kafalarını sarmış duman,
Maddede yükselmiş amma; haberi yok insanlıktan!
Rahat, huzur beklenir mi komünizm ve masonluktan?
Seadete kavuşamaz; İslamlıktan uzaklaşan!
Moskova radyosu her gün; dine çattı, bu Ramazan.
Çok alçakça, pek namerdce; İslam'a eyledi bühtan.
Küfür, devam ederse de; zâlimler kalkar aradan,
Zâlime imhal ederim; ihmalim yok! dedi Yezdan.

Müslümanlar üzülmesin; Kuranı hıfz eder Deyyan!
Tarihde hep böyle oldu; küfürde geldi, Peygamberan,
Dünyayı zulmet basınca; doğar idi şems-i taban,
Şimdi de hidayet şemsi; doğacak, Anadoludan!
Hidayete ermek için; Habibullah, verdi imkan!
Habib ne demek? Düşünse; kemalini anlar, insan.
Ya Rab! büyük nebidir O; köleleri, olur sultan!
Bir kalbe sevgisi dolsa; eder envar, ondan feyzan.

Niye görünmüyor o şems? Ama olmuş, bütün cihan,
Sonsuz nimet, büyük şeref; Onu sevmekte, bi güman.
Onun sevgisine vallah; malım, canım olsun kurban!
Şekerin tadını bilmez; ağzına koymayan bir an.
Günahkârım, yüzüm kara; fakat kalbim, aşkla leman.
Aşkile pek çok yaş döktüm; şahiddir, hak-i Erzincan!
Bu sevgi, cürme son verdi; halim oldu, nale figan.
Bilinmez son nefes, amma; seadete budur nişan!

Nimet, Onu sevmek imiş; oldu bana şimdi ıyan!
Habibin yanında olsun; bu aşkı bizlere sunan!



 

     Silsile-i Aliyye

Nebi, Sıddîk ve Selman, Kasım, Cafer, Bistami,
irfan kaynağı oldu, Ebül-Hasen Harkani.

Ebu Ali Farmedi
geldi sonra bu meydana,
çok Veli yetiştirdi, hem Yusüf-i Hemedani.

Abdülhalık Goncdüvani,
marifetler semasında,
dünyayı aydınlattı, hem Arif-i Rivegeri.

Mavera-ün-nehr ili, Tur-i Sina gibi oldu,
nurlandıranlardan biri, Mahmud-i İncirfagnevi.

Ali Ramitenidir
Azizan ve piri Nessac,
çok keramet gösterdi, Muhammed Baba Semmasi.

Seyyid Emir Gilal
de, ilim deryasında sadef,
andan meydana geldi, Behaüddin-i Buhari.

Alaüddin-i Attar,
 zamanının kutbu idi

Yakub-ı Çerhide oldu zahir, envar-ı rahmani.

Ubeydüllahi Ahrar ve kadi Muhammed Zahid,
Derviş Muhammed
geldi ve Hacegi Muhammed Emkenegi.


Baki billahdan
gelen, nurlara kendi de katıp,
binlerce kalb temizledi, İmam-ı Ahmed Rabbani.

Urvet-ül-vüska Masum
ve Seyfeddinle seyyid Nur,
ve Mazherle Abdüllah, sonra Halidi Bağdadi.

Feyiz verdiler bunlar da, sonra bu nuru Abdüllah,
Anadolu’ya yaydı, hem de Taha-yı Hakkari.

Hem seyyid-i Salih de, kardeşin yerini tutup,
fena-fillaha kavuştu Sıbgatullah-i Arvasî

Bu üç Velinin sohbetlerinde yükselip,
Mürşid-i kâmil oldu, seyyid Fehim-i Arvasi.

Bu otuzdört Velinin kalbleri, bir ayna gibi,
yaydılar hep cihana, envâr-ı Resulillahi.

Bütün bu nurlar en son, toplandı bir hazinede,
ismi bu hazinenin: Abdülhakim-i Arvasi.

Dua edeceğin zaman, Silsileyi oku heman!
Salihleri söyleyince, yağar rahmeti Rahman!


Selam olsun, dua olsun, bu yazardan daima,
Silsile-i aliyyenin ervahına ya Sübhan!

 
  Bugün 323370 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=