Kek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek Tarifleri SANA SONSUZ SALAT - U SELAM, EY ALEMLERİN EFENDİSİ MUHAMMED ALEYHİSSELAM
   
  ARVASILER VE EHL-I BEYT
  ARVASILERE IFTIRALARA CEVAB
 

 

 

 

Arvasilere iftiralara ILMI CEVAB
ve saldıranların YUZ KARALARI

 

 

 

Google arama kutusuna ARVASILER yazıp arayınca cok sayıda guzel ve hayırlı site ve bilgilerin yanında az da olsa çirkin iftira ve kin dolu site ve iğrenç bilgiler de karşımıza çıkınca onlara ilmi cevap vermek istedik ki Allah islah etsin ve cahiller bu ahmak iftiracılara aldanmasın.

 

NOT:

ARVASILER ile alakalı olarak bu tür  yalan ve hain yazıyı yazanlarda zerre haya ve insaf ve haysiyet  varsa ozur dilerler. Aksi halde bu işi TC mahkemelerine havale edeceğimi ve hak ettikleri bilimsel cevabı alacaklarını da  bilsinler.


İŞTE İFTİRA SITELERI ve ÇİRKİN YAZILAR

 ve hak ettikleri CEVAP:

1..Apo'nun Ayetleri(selim çürükkaya) - Sayfa 6 - alevi, alevilik ...

... yıllarca vandan arvasileirn seyhini mebus seçtirdi. ne var bunda diyebilirsiniz adam belki çagdas bir seyhti. öyle değil işte arvasiler her dönemde dogu  gericiliğinin kalesi oldular. Çağdaş Necif Fazıl'ı da bu arvasiler gerici yaptı....
www.kizilbasforum.com/aponun-ayetleri-selim-curukkaya-t8724p6.html - 142k -

 


CEVAP:  Oncelikle yazı başlığı imansızca.  Bu yazı kufurdur. Kufur işleyene kafir denir.Aponun ayeti olmaz, tevbe etmezse sadece CEHENNEM'i olur.

Site KIZILBAŞ sitesi. Yazık. Alevi ve kızılbaşlar bir taraftan biz ARVASILERIN dedesi Hazreti Ali Efendimizi (radıyallahu anh) seviyoruz ve onun yolundayız diyorlar. Ote yandan komunizm ve dinsizliği benimsiyorlar. Allah hidayet versin. Cevap vermege degmez ciddiyetsiz ve samimiyetsiz kin ve iftira. Zaten adamcagızın yazısı gibi kendisinin soyismi  de çürük.
(Selim Çürükkaya).

 

Ayrıca Necip Fazıl Bey’i o karanlıklardan kurtarıp Onu USTAD yapan Allaha sonsuz hamd-u sena, musebbibi Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretlerine sonsuz teşekkur… Evet bu buyuk şeref ARVASILER’in. Keşke Nazımof’u da kurtarabilseydik..

Bir şey daha var: Arvasilerin büyükleri buyuruyorlar ki: Bugünkü imanlılar seyyid değillerse çoğu Sahabe-i Kiramın torunları ve o devirde yaşasalardı ESHAB olurlardı. Bugünkü imansızlar mürtedler zibidiler nasipsizler o devirde yaşasalardı hepsi Ebucehil veya AS bin VAİL olurlardı.

Alaaaaah, celle celaluhu. Bizi hem musluman hem temiz hem seyyid hem de osmanlısever yaratan, evliyasever yaratan alemlerin Rabbi olan Hak tealaya sonsuz hamd, sena ve şükürler olsun. Ya Rabbi bu selim’i de islah eyle. amin

 

2. www.kemalistler.net/viewtopic.php?p=139050 - 51k

            

Van'da Sülemiş yörükleri sınır boyunda PKK'lı teröristler sızmasın diye nöbet beklerken, kürt aşireti Arvasiler sınırı açıp teröristleri içeri sokabilmek için o yörüklere saldırdılar sene 1992'de.

 

Yukarıdaki Kemalist sitede sonradan siteden kovulan ama yazısı hala orada duran SERDAR DEMIRCI imzalı yazı tamamen ve kulliyen yalandır, iftiradır ve de alçakça bir saldırı hezeyanıdır.  Öncelikle ARVASILER ASLA KURT DEĞİLDİR. Cahilliğini yalanla kamufle etme, lutfen. PKK Cesim ARVAS dahil bu asil ve en şerefli aileden tam 7 mustesna insanı şehit etti. Namertlik ve terbiyesizliktir. Arvasilerin dirileri devlete bağlı ve herkese karşı iyiliksever oldukları gibi vefat eden ARVASILER vefatlarından sonra da bu aziz ve serefli millete ve kahraman ordusuna hizmet ve yardım ederler.

 

İŞTE ISPATI:

 

1974 Kıbrıs harekâtından sonra Van'ın Hoşab(Güzelsu) kazâsına âilesi ile birlikte bir hava binbaşısı gelip SeyyidAbdurrahmân Arvâsî hazretlerinin kabrini sordu. Kabrin bulunduğu yere varıp, orada bir koç kesip fakirlere, şeker alıp çocuklara dağıttı. Kendisine bu yaptıklarının ve ziyâretinin sebebi sorulunca, şöyle anlattı: Kıbrıs harekâtı sırasında adanın üzerinde uçuyordum. Beşparmak Dağlarındaki Rum yuvalarını, oyuklarını, mazgallarını ve müstahkem mevkı ve mevzilerini bombalayıp

dönecektim. Omuzumda iki el hissettim. Korktum. Baktım ki sarıklı, sakallı, nûr yüzlü ihtiyâr bir zât. "Evlat, filan mevzileri de bombala!" buyurdu. "Benzinim dönüşe yetmez." dedim. "Korkma ben tekeffül ediyorum." deyince döndüm. Gösterdiği mevzi ve hedefleri de bombaladım. Mersin'e doğru gelirken; "Gördün mü benzinin yetti." buyurdu. Ben merak edip

o zâta; "Siz kimsiniz?" diye sordum. "Van'ın Hoşab kazâsından Seyyid Abdurrahmân'ım." buyurdu. "Sağ mısınız?" dedim. "Değilim ama, böyle savaşlarda ve sıkıntılı durumlarda yardıma koşarım." buyurdu.

Abdurrahmân Arvâsî hazretlerinin vefâtından yüz elli seneden fazla zaman geçtiği hâlde müslümanların yardımına koşması onun kutup ve yüksek kerâmet sâhibi olduğunu göstermektedir.

 

 

3

http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=102143&page=4  sitesinde

 

mfa_06 takma kod ile bir namert şöyle yazmiş:

adam kimmiş öyle mi o dediğin benim malesef hemşerilerim.yıllardır benim gariban halkımı biz seyyidiz diye kandıran her türlü temizliğini yaptıranlar sömüren peygamber soyu ha.ulan peygamber yaşasaydı bunlara savaş açardı be.adam sekreterine atlıyor!sonra benim suçum yoktu beni kandırdı ben seyyidim diyor şimdide encümen yapmışlar.siz gidin o sobalarda çıkan kitablar varya hani albay mürşidinizin yazdığı onları bol bol okuyun nasılsa bir yerlere tutunmak için birilerini kafir ilan edeceksiniz ya veya açık ifadeyle birilerini hortumlayacaksınız ya malzeme lazım size.bu ibni teymiye olmuş seyyid kutub olmuş mevdudi olmuş farketmez sizin için.sizin tek şey var nasıl bu milleti yine eskisi gibi kendimize köle yaparız.arvasiler yaptı ya..

Devamında da şöyle ısrar ediyor:

yok be arkadaşım biri varya hani Allah ın mücahidi ve onun içinde 60 ı barındıran müridine bunlar benim hemşerim (arvasiler) ben bunların ne mal olduğunu çok iyi biliyorum.

 

 

CEVAP: Arvasiler kimseyi somurmez. Tahsil buyurdukları yüksek ve şerefli ilimler, onlara , Allahın kullarının dünya ve ahiret  saadeti için çalışmalarının, yani Allahın kullarına hizmet ve iyilik etmenin ibadet olduğunu bildirdiği için ömürlerini ilim amel ve ihlas, muhabbetullah ve marifetullah üzere geçirdiler. Subhanullah, bu adamın soylediklerini diline almak için kudurmuş veya aklını yetirmiş olmak gerek.

Bahsettiği zat çok şerefli bir zatın oğlu. Sekreteriyle şer-i şerife uygun evlendi. Bu ne hayasızlık, saygısızlık ve alçaklık. ATLADI diyor. Adama demezler mi baban annene mi atladi da sen dunyaya geldin sefil beyinli.  Ha, encümen yaptılar diyorsun. Halka silah mı çekti de zorla kendini seçtirdi. Sen ne kadar nasipsizsin.

Ey bu yazıyı yazan kotu niyetli adam! :

  1. Bahsettiğin kimse iki evli. Muhammed aleyhisselamın dinine gore iki hakkı daha var. Mesela annen dul ise ve dil uzattığın zatla annen evlenmek isterse caizdir.

Ne sen ne Mukusluler ne de Birlesmiş fitne milletler engel olamaz! Hele ki Allahu teala oyle takdir buyurmuş ise.

  1. Dil uzattığın muhterem albay, Hüseyin Hilmi Işık hazretleri, son devrin en buyuk alim ve evliyası ve de mürşid-i kamil olan Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretlerinin yetiştirdiği selahiyyetli çok yüksek bir din adamıydı. Cennete uçtu, rahmetullahi teala aleyh. Seyyid kutup denilen zındığın kitaplarını okuyup zehirlendiğin nasil da belli oluyor. S. Kutup demek fitne ve Teror demek. Mısır’ı yaktı, Filistin’i cehenneme çevirdi o alçağın kitabını okuyup aldanan ahmaklar. Bir de bunu Cihad sanıyorlar, sevsinler. Olunce de kendilerini şehid sanıyorlar.

Eeeeee, ne demişler:

A_ Ahmağa aldanan ondan da ahmaktır.

B    Sayın profesör sanır ki din adamıdır

        Din ile alakası yalnız oyle sanmasıdır.       Sapık.

Ya Rabbi, Arvasilere ve Mekki Efendiye dil uzatan bu sefili islah eyle. Allahım, Muhammed aleyhisselamın ümmetini de; S. Kutup, İbni teymiyye, Reşid Rıza, M. Abduh ve ne kadar zındık, imansız, mezhepsiz, sapık, kafadan konuşan bi- namaz ilahiyatcı varsa hepsinin şer ve zararından koru, muhafaza buyur. Amin Ya ErhamerRahimin.

 

 

 

devam edecek

 

 

Seyyidleri üzmek

 

Vaktiyle Belh padişahına bir hanım gelmiş, “Efendim ben seyyideyim, fakir ve muhtacım. Sizden yardım dilerim” demiş. Padişah, “Vesikan var mı” diye sorunca, kadıncağız buruk bir tonla, “Yok efendim” demiş. Bunun üzerine padişah sert bir üslupla, “Öyleyse yardım da yok. Haydi başka kapıya!” deyip kadıncağızı sarayından kovuvermiş.
Mahzun halde geri dönmüş o seyyide hanım. Bir vesileyle rastladığı zengin bir Mecusi’ye derdini anlatınca Mecusi’nin kalbi yumuşayıp, “Madem ki Peygamber evladısınız, size feda olsun” deyip bir ev, birkaç hizmetçi ve bol bol da yiyecek vermiş kendisine.
O gece Belh padişahı rüyasında Peygamber efendimizi görmüş. Cennet gibi bir mekân, yeşillikler içinde köşkler ve kalabalık insanlar hayli merakını celbetmiş Padişahın ve “Bunlar nedir yâ Resûlullah?” diye sormuş.
- Şu gördüğün köşkler de saraylar da Müslümanlarındır.
- Ben de Müslümanım yâ Resûlallah, benim köşküm hangisi?
Efendimiz sormuşlar:
- Vesikan var mı peki?
Padişah cevap veremeden kan ter içindeymiş uyanmış. Derhal adamlarını çağırıp dün gelen o hanımı bulup getirmeleri için emir vermiş. Adamlar her yeri arayıp, sonunda Mecusinin evinde bulmuşlar o seyyide hanımı. Padişah bizzat gidip yalvarmasına rağmen Mecusi vermem diye diretmiş. Padişah ona bin altın teklif etmesi üzerine Mecusi, “Yüz bin altın versen de o seyyide hanımı sana vermem” demiş. Hayrete düşen Padişah nedenini sorması üzerine,
- Bu hanım, sonsuz saadetime sebep oldu benim. Dün bana gelip yardım istedi. Bütün ihtiyacını temin ettim. O anda kalbim değişti ve Müslüman oldum. Bu gece de Efendimizi rüyada gördüm. Cennet gibi bir yer, yeşillikler içinde köşkler, kalabalık insanlar vardı. Merak edip, “Bunlar nedir yâ Resûlallah?” diye sordum.
- Şu gördüklerin Müslümanlar. O köşkler de onlara ait, buyurdu.
Arzettim ki: “Ben de Müslüman oldum yâ Resûlallah. Benim köşküm hangisidir?”
Padişah hemen atıldı, “Vesika sordular mı?” diye...
- Hayır, “Şu yeşil köşk de senin” buyurdular diye cevap verdi. Belh padişahı hatasını anlamış, ama iş işten çoktan geçmiş.
İşte Evlâd-ı Resûl olan bu kıymetli kimselere asr-ı saadetten bu yana edep ve hürmetten asla taviz verilmedi. Müslümanların kalplerinde yaşattıkları, coşkun ehl-i Beyt sevgisi, onların tarih boyunca, Resûlullah’ın torunlarının soyundan gelenlere sonsuz bir sevgi beslemelerine ve onları diğer insanlardan ayırt ederek dünyevî muamelelerde farklı bir yere oturtmalarına sebep olmuştu. Öyle ki Abbâsîler, Memlûkler gibi Osmanlı Devletinde de gösterilen hürmetin yanında, onlara ait işleri görmek için seyyid ve şerîflerden seçilen “Nakîbüleşrâf” adı verilen bir memur tayin edilmişti. Padişahtan sonra en yüksek kademeli kişi olan Nakîbüleşrâf, Peygamber efendimizin torunlarının işlerine bakar, neseplerini kayıt ve zapteder, doğumlarını ve vefâtlarını deftere geçirir, onları adi işlere ve şanlarına uygun olmayan sanatlara girmekten men ederdi. Fenâ hâllere düşmelerine mâni olur, haklarını korurdu. Ganîmetten onların hisselerini alıp aralarında dağıtırdı. Bu sülâleden olan kadınların küfvü, dengi olmayanlarla evlenmelerini men eylerdi. Nakîbüleşrâf bütün bu vazîfeleriyle, Peygamber efendimizin torunlarının umûmî bir vasîsi durumundaydı.
Onları her türlü vergiden muaf tutan Osmanlı, geçimlerini sağlayacak kadar arazi verir, hayvan beslemelerini sağlayarak geçimlerini güvence altına alırdı. Askerlikten de muaf tutulan Seyyid ve Şerifler kanun ve adetlere aykırı bir hareketleri olduğu zaman, herhangi biri gibi ceza görmez, bizzat Nakibüleşraflık makamı tarafından cezalandırılırdı. Hatta çeşitli İslam toplumlarında Seyyidler için özel mahkemelere rastlamak mümkündü.
Osmanlılar zamanında, Halep’te seyyidlere ve şerîflere mahsus bir mahkeme vardı. Ceza uygulanırken önce seyyidin başındaki yeşil sarık öperek çıkartılır, cezadan sonra da iade edilirdi. Borçlandıkları ve ödeyemedikleri zaman bu makam onları hapseder, ama borçlarını da öderdi. Buna dair bir örnek II. Mahmut’a ait hatt-ı hümayunda vardır. Burada borçları dolayısı ile Nakibüleşraflık makamında mahpus tutulan seyyidlerin borçlarının ödenmesi için padişahın 10 bin kuruş gönderdiği yazılmaktadır.

 

 
  Bugün 316950 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=