Kek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek TarifleriKek Tarifleri SANA SONSUZ SALAT - U SELAM, EY ALEMLERİN EFENDİSİ MUHAMMED ALEYHİSSELAM
   
  ARVASILER VE EHL-I BEYT
  Ana Sayfa ARVAS
 

 



   

ARVASILERIN (NESEBLERİ SOYLARI) ŞECERELERİ

        
1.  ADEM
Aleyhisselam,  (safiyullah)
2.  ŞİS (ŞİT) Aleyhisselam,
3.  Enuş,
4.  Kiban,
5.  Muhlail,
6.  Yerd,
7.  Ahnuh,
8.  Metuşleh,
9.  Lemk,
10 NUH Aleyhisselam, (Neciyullah)
11. Sam,
12. Erfehşad,
13. Şalih,
14. Ayber,
15. Falih,
16. Rağu,
17. Şaruh,
18. Nahur,
19.Taruh,
 (İbrahim aleyhisselamın babası budur. Azer isimli nasipsiz amcası
ve üvey babası idi ve kâfir idi).
20. İBRAHİM Aleyhisselam,  (Halilullah)
21. İSMAİL Aleyhisselam,
22. Sabit,
23. Kahtan,
24. Ya'rib,
25. Yeşceb,
26. Yerh,
27. Nahur,
28. Makum,
29. Add,
30. Aded,
31. Adnan,
32. Me'ad,
33. Nizar,
34. Mudar,
35. İlyas,
36. Mudrike,
37. Huzeyme,
38. Kinane,
39. Nadr,
40. Malik,
41. Fihr,
42. Galip,
43. Lüvey,
44. Ka'b,
45. Mürre,
46. Kilab,
47. Kusay,
48. Abdimenaf,
49. Haşim,
50. Abdulmuttalib,
51. Abdullah
       ve (alemlerin efendisi, gelmişlerin ve
        geleceklerin en üstünü, rahmeten lil alemin)
52. MUHAMMED ALEYHİSSELAM, 
              Hareketli Muhammed (sav) ve kırmızı gül
 
1.  Hazreti Fatıma (
dolayısı ile Hazreti Ali)
2.  Hazreti Hüseyin 
(radıyallahü anhüm)
3.  İmam-ı Zeynelabidin
4.  Muhammed Bakır
5.  Cafer-i Sadık
(Annesi Ümmi Ferve binti   Muhammed bin Ebubekr-i Sıddık olduğundan, Arvasiler, anne tarafından Ebubekr-i Sıddık Radıyallahu teala anh efendimizin torunu olma şerefi ile de zinetlenmişler. Her şey Allahtan. Allah-u tealaya sayısız nimetleri için sonsuz hamd-ü senalar ve şükürler olsun)
6.  İmam-i Musa Kâzım
7.  İmam-ı Ali Rıza
8.  Musa
9.  Ali Cevad
10. Muhammed
11. Ali
12. Hasan
13. Muhammed
14. Hasan
15. Abdullah
16. Mehdi 
17. Murad
18. İsmail
19. Ahmed
20. Ma'ad
21. Nizar
22. Abdulaziz
23. Mansur
24. Ebu Abdullah
25. Hasan Tahir
26. Hacı Kasım
27.Abdullah
28. Haydar
29. Cemalüddin
(Alimüddin, Abdulkadir-i GeylaniHazretlerinin rahmetullahi aleyh dayısı)
30. Abdulcebbar
31. Hacı Kasım-i Bağdadî
32. Abdulvehhab
33. Abdulaziz
34. İzeddin Abdullah
35. Hacı Kasım-i Bağdadî (Şirvanî)
36. Kutb-i Arvas Muhammed-i Veli
 (ARVAS Köyünün kurucusu)
37. Kemaleddin
38.  Cemaleddin (Alim-i Rabbanî)
39.  İbrahim
40.  Muhammed Şehabeddin
41.  Muhammed Veli
42.  Abdullah
 (Diğer oğlu Seyyid Abdurrahim Arvasi, Büyük Mütefekkir Rahmetli Seyyid Ahmed ARVASI’ nin büyük dedesidir. Arvas'tan Doğubeyazıt'a giden ilk zat budur.)
43.  Seyyid Abdurrahman-i Kutb-i Arvasî
Türkiye Gazetesinin hazırladığı Evliyalar Ansiklopedisi birinci cilt sayfa 198 ve 199 da; sonraki baskıları olan Doğu Anadolu Evliyaları 2 nci ciltte Van Evliyaları bölümünde Abdurrahman Arvasi (rahmetullahi aleyh) maddesinde aynen şunlar yazılı:
(9 oğlu vardı. Üçünün nesli yok. Nesli devam edenler 6 tane olup şunlardır:
1.Seyyid Abdullah
(Büyük alim olup Arvas’ta müderris idi. Orada medfundur. Oğlu Abdulcelil Efendi Zugoh-Daldere Köyüne yerleşti. Site sahibinin dedesidir.)
2. Seyyid Lütfullah olup Sıbgatullahi Arvasi hazretlerinin muhterem babasıdır.
3. Molla Abdulhamid, seyyid Fehim hazretlerinin babasıdır.
4. Molla Muhammed, Abdulhakim Arvasi hazretlerinin dedesidir.
5. Muhammed Efendi ve

6. Seyyid Ubeydullah
.    
7.Seyyid Tahir
8. ismi bilinmiyor
9. ismi bilinmiyor

44. Abdullah (Arvas’ta müderris idi. Orada medfundur)
 45. Abdulcelil-i veli
(Gavsi Hizanî Seyyid Sıbğatullah-i Arvasihazretlerinin kayın pederi)
46. Abdullah
47. Halid
48. Abdulcelil 
49.  Zeynelabidin
Babacığım rahmetli Zeynelabidin Efendi
17 mart 1992 de vefat etti
 (kardeşleri Hikmetullah ve Abdulmenaf)
       (
Rahmetullahi aleyhim ecmain)
**********
50.   Mehmet Salih Arvas
             Mühim NOT: Bu secereye inanmayan ve   ısrarla yalanlayan cahil ve ahmaklara Allah hidayet
 versin. Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin Muhterem oğlu Molla Hüseyin efendi dedeniz Seyyid Abdullah, Abdurrahman Kutup hazretlerinin en büyük oğludur, derdi. 

 
محمد صألح آروآسى
M. Salih ARVAS

мухаммед салих арвас
 - Bu sitenin sahibi-

mesarvas@hotmail.com


(Abisi Muhsin, kardeşi Mehmed Şerif)
51. Ömer ile Muhammed Arif. (
Kızkardeşleri Rabia ile Nefise hanımlar)
Hareketli ALLAH Lafzı Muhammed (Sav) Yazısı ve Kalp
Kaynaklar: 
1. Ehl-i Beyt ve Bazı Secereler. S.Ahhmed Arvasi & S. Koku.1988.
2. Evliyalar Ansiklopedisi cild bir  sayfa 198-199
3. İslam Alimleri Ansiklopedisi
4. Devlet arşivlerinden alınan 32 sayfalık secere. Bu belge Osmanlıca orijinali ile sitede yayınlanacaktır.
5. Arvasın Kurucusu (banisi) Muhammed Kutup ve Mubarek Nesli. Prof Dr. Seyyid Battal Arvasi. Ank. Üniv. Dil Tarih C. Fak. Öğretim üyesi. 2008.
6.Seyyid Kasım-ı Bağdadi- Nesep ve Nesli & Malik Ejder Arvas. Ankara. 2008. sayfa 88


                       
    Ehl-i beytin fazileti

Ehl-i beyt, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın bütün aile fertlerine denir. Mübarek hanımları, kızı Hazret-i Fatıma ile Hazret-i Ali ve bunların evlatları olan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin, onların çocukları ve kıyamete kadar gelecek torunlarının hepsine de Ehl-i beyt denir. Hatta Peygamberimizin temiz soyunun bağlı olduğu Haşimoğullarına da Ehl-i beyt denir. Eshab-ı kiramdan Selman-ı Farisi de Ehl-i beytten sayıldı. Fakat özellikle Ehl-i beyt denilince, Hazret-i Ali, Hazret-i Fatıma ve mübarek iki oğlu Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin anlaşılır. (radıyallahü teâlâ anhüm)

Resulullah efendimizin soyu, Hazret-i Fatıma’dan devam etti. Hazret-i Hasan’ın çocuklarına ve torunlarına Şerif, Hazret-i Hüseyin’in nesline de Seyyid denir. Peygamber efendimizin temiz ve mübarek kanını taşıyan seyyidler ve şerifler, çeşitli ülkelerde yaşamaktadır. Her birisi güzel ahlak numunesi olup, yurdumuzda da sayıları pek çoktur.

Doğru yoldaki İslam âlimleri, Ehl-i beyt sevgisini, son nefeste iman ile gitmek için şart görmüşlerdir. Ehl-i Beyti sevmek her mümine farzdır. Bunlarda Resulullah efendimizin zerreleri vardır. Onlara kıymet vermek, saygı göstermek her müslümanın vazifesidir. Çünkü imanın temeli ve en kuvvetli alameti, Allahü teâlâyı sevmek ve Allahü teâlânın sevmediklerini sevmemektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, Allah dostlarını sevmek ve Onun düşmanlarına düşmanlık etmektir.) [İ. Gazali]


Hak teâlâ, Hazret-i İsa’ya da buyurdu ki:
(Yer ve gökteki bütün mahlukların ibadetini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz.) [İ. Gazali]

Allahü teâlâ, Ehl-i beyte buyuruyor ki:
(Allah sizlerden ricsi [her kusur ve kirleri] gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor.) [Ahzab 33]

Peygamber efendimiz, Hazret-i Ali’yi, Hazret-i Fatıma’yı, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin’i mübarek abâları ile örterek şöyle dua etti:
(İşte benim ehl-i beytim bunlardır. Ya Rabbi, bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temiz eyle!) [Mesabih]

Her namazda, Âl-i Muhammed diye dua ettiğimiz Ehl-i beyt bunlardır. Allahü teâlânın en çok sevdiği resulü Muhammed aleyhisselamdır. Onun da en çok sevdiği Ehl-i beyti ve Eshabıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şu üç hürmeti gözetenin, dini ve dünyası muhafaza edilir, yoksa hiç bir şeyi korunmaz. İslam’a, Peygambere ve Onun nesline hürmet.) [Taberani]

[İslam’a hürmet, Dinin emirlerine riayet etmektir, Peygambere hürmet, sünnetine uymaktır, nesline hürmet seyyidlere, şeriflere hürmettir.]

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, (Ehl-i beyt, asi [günahkâr] olsalar da, bunları sevmek lazımdır. Bunları sevmek, kalb ile, beden ile ve mal ile yardım yapmakla olup, bunlara riayet ve hürmet etmek iman ile ölmeye sebep olur) buyurdu.

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Ehl-i beyti seveni Hak teâlâ sever, buğz edene de buğz eder.) [İbni Asakir]

(İslam’ın esası, bana ve Ehl-i beytime sevgidir.) [İbni Asakir]

(Her şeyin temeli vardır. Müslümanlığın temeli eshab ve ehl-i beytimi sevmektir.)
[İ. Neccar]

(Allah’ın kitabı ve Ehl-i beytime uyan, hidayette olur, uymayan sapıtır.) [İ. Hibban]

(Ehl-i beytim, Nuh’un gemisi gibidir. Tutunan kurtulur, tutunmayan, boğulur.)
[Taberani]

(Tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz iki şeyi bıraktım: Allah'ın kitabı Kur’an ve Ehl-i beytim.) [Hatib]

(Ehl-i beytime buğzeden, yüzüstü Cehenneme atılır.)
[İ. Ahmed]

(Ehl-i beytime, Cehennemlikten başkası buğzetmez.) [İ. Ahmed]

(Fatıma, Cennet hatunlarının üstünü, Hasan ve Hüseyin de Cennet gençlerinin yüksekleridir.)
[Tirmizi]

(Ya Fatıma, Allahü teâlâ senin gazabın için gazap eder, senin rızan için razı olur.) [Hakim]

(Allahü teâlâ, Fatıma ve nesline Cehennemi haram kıldı.)
[Hakim, Taberani]

(En iyiniz, Ehl-i beytime iyilik edendir.) [Hakim]

(Ehl-i beytimi sevmeyen, ihtilafa düşer ve şeytana yoldaş olur.)
[Hakim]

(Vallahi Ehl-i beytimi sevmeyenin kalbine iman girmez.) [İ. Ahmed]

(Benim soyuma dil uzatarak, beni incitenlere, Allahü teâlâ çok azap yapar.)
[Deylemi]

(Allahü teâlâ, oğlum Hasan’la iki Müslüman ordunun arasını barıştırır.) [Buhari]

(Ya Rabbi, Hasan ile Hüseyin’i seviyorum. Sen de sev. Bunları sevenleri de sev!)
[Tirmizi]

(Fatıma benden bir parçadır. Onu inciten beni incitmiş olur.) [Hakim]

(Fatıma’yı Ali’den daha çok severim, Ali, bana, Fatıma’dan daha çok kıymetlidir.)
[Hakim]

(Kızım Fatıma’nın adı, “Allah onu ve sevenlerini Cehennemden korur” manasındadır.) [Deylemi]

(Ali’yi ancak mümin olan sever ve ona ancak münafık olan buğzeder.)
[Nesai]

(Ali’yi sevmek, ateşin odunu yaktığı gibi, Müslümanların günahını yok eder.) [İ. Asakir]

(Ali’ye düşman olanın düşmanı Allah’tır.)
[Ramuz]

(Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır.) [Deylemi]

(İlim on kısım. Dokuzu Ali’de, biri diğer halktadır. O, bu biri de onlardan iyi bilir.)
[Ebu Nuaym]

(Ali’yi seven, beni sevmiştir. Ona düşmanlık, bana düşmanlıktır. Onu inciten beni incitmiştir. Beni inciten de Allahü teâlâyı incitmiş olur.) [Taberani]


(İmanın birinci alameti Ali’yi sevmektir.)
[M. Ç. Güzin]

(Ensara ancak münafık buğz eder. Ehli beytime, Ebu Bekir ve Ömer’e buğz eden de münafıktır.) [İ.Asakir]

(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok sevenin, Sırat köprüsünde ayağı kaymaz.)
[Deylemi, İ. Adiy]

(Eshabımı, ezvacımı ve Ehl-i beytimi seven, Cennette benimle beraber olur.) [Ramuz]

(Allah'ı seven beni sever, beni seven de, Ehl-i beytimi sever.)
[Tirmizi]

(Benden sonra Ehl-i Beytimle imtihan olunacaksınız.) [Taberani]

(Bana ve Ehl-i beytime salevat getirilmedikçe, dua ile Allah arasında perde vardır.) [Ebuşşeyh]

Eshab-ı kiramla ilgili 4 ayet-i kerime meali:
(Mekke’nin fethinden önce Allah için mal veren ve savaşan eshabın derecesi, fetihten sonra veren ve savaşanlardan daha yüksektir. Hepsi için hüsnayı [Cenneti] söz veriyorum.) [Hadid 10]

(Eshabın hepsi, kâfirlere şiddetli ve birbirlerine merhametlidir.) [Feth 29]

(Sizler en iyi bir ümmetsiniz.) [Âl-i İmran 110]

(Muhacir ve Ensar ile iyilikte onların izinden gidenlerden, Allah razıdır.) [Tevbe 100]

Demek ki, kurtuluş için Ehl-i beytin ve Eshab-ı kiramın yoluna sarılmak lazımdır. Ehl-i beyt, Ehl-i sünnetin gözbebeğidir. Ehl-i beytin fazilet ve kemalatı pek çoktur. Saymakla bitmez. Onları anlatmaya, methetmeye, insan gücü yetişmez.

İmam-ı Ali’yi çok sevmek, Ehl-i sünnet alametidir. Onu sevmek için, bir veya birkaç sahabiyi sevmemek, doğru yoldan ayrılmak olur.

Ehl-i beyti sevmek, her mümine farzdır. Son nefeste iman ile gitmeye sebep olur. Aklı az olan, iyi düşünemeyen bazı kimseler, burada yanılıyor. Sevmek için sevgilinin düşmanlarını sevmemek lazımdır diyorlar. İctihadları icabı olarak Hazret-i Ali ile muharebe etmiş olan Hazret-i Âişe’yi ve Hazret-i Muaviye’yi ve Hazret-i Talha’yı ve Hazret-i Zübeyr’i, Ehl-i beyte düşman sanarak, bu büyük insanlara düşmanlık ediyorlar. Böylece doğru yoldan ayrılıyorlar. Halbuki, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden anlaşılıyor ki, o muharebeler, dünya hırsından, mevki ve şöhret sevgisinden değil idi. İctihad ayrılığından idi. Muharebe etmek için değil, anlaşmak için karşı karşıya gelmişlerdi. Abdullah bin Sebe yahudisinin ve arkadaşlarının hilesi ile harbe yol açılmıştı. Eshab-ı kiramın hepsi, Ehl-i beyti seviyordu. Buna inanmayanlar, yani Eshab-ı kiramı Ehl-i beyte düşman zan edenler, âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere inanmamış olur. Âyet-i kerime ve hadis-i şerifler gösteriyor ki, Eshab-ı kiram, Ehl-i beytin sevgisini, imanlarının sermayesi edinmişlerdi. (Eshab-ı Kiram kitabı)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
(Babam zahir ve bâtın ilimlerinde yani kalb ilimlerinde çok âlim idi. Her zaman ehl-i beyti sevmeyi tavsiye ve teşvik buyururdu. Bu sevgi insanın son nefeste imanla gitmesine çok yardım eder, derdi. Vefat edeceklerinde baş ucunda idim. Son anlarında şuuru azaldığında kendisine bu nasihatini hatırlattım ve o sevginin nasıl tesir ettiğini sordum. O haldeyken bile, (Ehl-i beytin sevgisinin deryasında yüzüyorum) buyurdu. Hemen Allahü teâlâya hamd ve sena ettim.

Ehl-i beyti sevmemek, Harici olmaktır. Eshab-ı kiramı sevmemek sapık olmaktır. Ehl-i beyti de, Eshab-ı kiramın hepsini de sevmek ve hürmet etmek Ehl-i sünnet olmaktır.

Ehl-i beytin sevgisi, Ehl-i sünnetin sermayesidir. Ahiret kazançlarını, hep bu sermaye getirecektir. Ehl-i sünneti tanımayanlar, bu büyüklerin orta, adil, halis sevgilerini bilmeyerek, ifratı seçerek, sevgide taşkınlık yaparak, orta ve adil sevgiyi sevmemek sanıyor. Ehl-i sünnete harici damgasını basıyorlar. Bu zavallılar bilemiyorlar ki, aşırı ve taşkınca sevmek ile hiç sevmemek arasında, bir de doğru, insaflı, orta derecede sevgi vardır. Hakkın yeri de, her şeyde ortada, merkezdedir. Bu hak ve adalet merkezi, Ehl-i sünnete nasip olmuştur.

Sevmenin aşırı ve tehlikeli olması şöyledir ki, Hazret-i Ali’yi sevmiş olmak için, diğer üç Halifeye düşman olmak lazımdır diyorlar. İnsaf etmeli, iyi düşünmeli, bu nasıl sevgidir ki, bu sevgiyi elde etmek için, Resulullahın Halifelerine, yani vekillerine düşmanlık şart oluyor? Bu nasıl sevgidir ki, insanların en iyisinin, Allah’ın habibinin, Allah’ın resulünün eshabına sövmeyi, lanet etmeyi icap ettiriyor? Bu nasıl sevgidir ki, Allah resulünün mübarek hanımına, damadına, kayınbirader, kayınvalide ve kayınpederlerine sövmeyi, lanet etmeyi icap ettiriyor? Bunlar, nasıl fena bilinir, nasıl kötülenir, nasıl temiz bilinmez ki, Allahü teâlâ, hepsinden razı olduğunu, hepsine Cenneti vaad ettiğini Kur’an-ı kerimde bildiriyor. Onun resulü Muhammed aleyhisselam da eshabı hakkında kötü konuşmayı yasak ediyor. Buna rağmen onlara kötü, pis, kâfir denilebilir mi? Bu nasıl iman, bu nasıl müslümanlıktır? (Eshab-ı Kiram kitabı)

Hepsini sevmek ehl-i sünnete nasip oldu
Resulullah, Eshab-ı kiramdan hiçbirinin sonradan kâfir olmayacağını, hepsinin Cennete gideceklerini haber verdi. Herhangi birisine dil uzatmamızı yasak etti. Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramdan razı olduğunu, Onları sevdiğini bildiriyor. Allahü teâlânın sıfatları ebedidir, sonsuzdur. Onlardan razı olması sonsuzdur. Eshabdan hiçbiri mürted, münafık olmaz. Allahü teâlânın bunlardan razı olması değişmez. Münafıklar, Eshabdan değildir. Münafıklardan birkaçının, imansızlıklarını sonradan açıklamaları, Eshab-ı kiramın sonradan mürted olması demek değildir.

Abdülaziz Dehlevi hazretleri, Tuhfe-i isna aşeriyye kitabında diyor ki:
(Eshab-ı kiram arasında münafıklar vardı. Bunlar önceleri belli değildi. Fakat, Peygamber efendimizin son senelerinde, müminler münafıklardan ayrıldı. Resulullah vefat ettikten az sonra, bu münafıklardan kimse hayatta kalmadı. Âl-i İmran suresinin, (Ey münafıklar! Allah, sizi kendi halinize bırakmaz. Halis müminleri münafıklardan ayırır) mealindeki 179. âyeti ve Buhari’deki (Medine şehri, münafıkları müminlerden ayırır. Demirci ocağı, demiri pasından ayırdığı gibi ayırır) mealindeki hadis-i şerif, münafıklarla kâfirlerin ayrıldığını göstermektedir.

Yine (Tuhfe) kitabında diyor ki:
(Hurufiler, Ehl-i sünnet, Ehl-i beyte düşmandır, diyorlar. Bu sözlerine herkesi inandırmak için, acıklı hikayeler de söylüyorlar. Çirkin hikayelerin hepsi yalan ve iftiradır. Ehl-i sünnet âlimleri sözbirliği ile bildiriyorlar ki, Ehl-i beytin hepsini sevmek, kadın erkek her müslümana farz ve lazımdır. Onları sevmek imanın şartıdır. Ehl-i sünnet âlimleri, Ehl-i beytin üstünlüklerini bildiren çok sayıda kitap yazmışlardır. Ehl-i sünnetin hepsi, her namazlarında, Ehl-i beyte hayır dua etmektedir.

(Benden sonra, size iki rehber bırakıyorum: Allah’ın kitabını ve Ehl-i beytimi bırakıyorum)
hadis-i şerifi gösteriyor ki, Kur’an-ı kerimin bir kısmına inanıp, başka yerlerine inanmamak fayda vermediği gibi, Ehl-i beytin bir kısmına inanıp sevmek, ötekilere lanet edip kötülemek de, ahirette fayda vermez. Kur’an-ı kerimin hepsine iman etmek lazım olduğu gibi, Ehl-i beytin de hepsini sevmek lazımdır. Ehl-i beytin hepsini sevmek de, (Ehl-i sünnet)ten başka hiç kimseye nasip olmamıştır. Çünkü Hariciler, Hazret-i Ali’ye ve Onun temiz evlatlarına düşman olmak alçaklığına sürüklendiler. Sebeiyye fırkası, müslümanların mübarek anneleri olan Hazret-i Âişe-i Sıddıka’ya ve Hazret-i Hafsa’ya ve Resulullahın halasının oğlu Zübeyr bin Avvam’a düşman olmak felaketine yuvarlandılar. Kiramiyye fırkası, Hazret-i Hasan’ın ve Hazret-i Hüseyin’in imamlığına inanmadılar. Muhtariyye fırkası da, imam-ı Zeynelabidin’e inanmadılar. İmamiyye fırkası, Zeyd-i şehide inanmadı. İsmailiyye de, imam-ı Musa Kazım’a inanmadı. Bunlar gibi, daha nice fırkalar, Ehl-i beyti sevmekten ve yukarıdaki hadis-i şerife uymaktan mahrum kaldılar. Hiç birini ayırmadan hepsini sevmek Ehl-i sünnete nasip oldu. (H. S. Vesikaları)

Hareketli ALLAH Lafzı ve Kalp

            Resulullahın yakınları
Sual:
Suriye’ye gittiğimde birisi ile tanıştım. Şiadan olduğunu söyleyen ve aslında İbni Sebeci olan birisi, Resulullahın hanımları olmak üzere bütün eshaba sövüyor, namaz kılmıyor. Sonra da, “Biz Şura suresinin 23. âyetine göre hareket ediyoruz. Bizim ehli beyti sevmemiz her şeye yeter” diyor. “Şia Kur’anda da geçiyor” dedi. Bu konularda bilgi verebilir misiniz?
CEVAP
Önce şia kelimesini izah edelim. Şia, fırka, kol, din, yol, fraksiyon gibi anlamlara gelir. Bugünkü tabirle taraftar demektir. Kur’an-ı kerimde iki âyette geçmektedir.
1- Min şiatihi: Onun taraftarı (Kasas 15) Buradaki O, Musa aleyhisselamdır.
2- İbrahim de, onun taraftarıdır. (Saffat 83) Yani İbrahim aleyhisselam da Nuh aleyhisselamın dininden idi demektir.

Kelime olarak, Nuh aleyhisselamın şiası olur, İbrahim aleyhisselamın ve Musa aleyhisselamın şiası olur. Çünkü onlar bir din getirmişlerdir. Muhammed aleyhisselamın şiası da olabilir. Buna âlimlerimiz, Ehl-i sünnet demiştir. Yani Resulullahın sünnetine uyanlar demektir. Ama Ebu Bekrin şiası, Ömer’in şiası, Ali’nin şiası olmaz. Böyle söylemek bölücülük olur. Hazret-i Ali, Peygamber efendimizden ayrı yol tutmadı ki, onun İslamiyet’ten ayrı bir dini olsun. Müslüman olan herkesin Resulullahın yoluna uyduğunu bildirmesi gerekir. Resulullahın yolunda olanlara da Ehl-i sünnet denir. Resulullahın sünnetine sarılan demektir. Birisi biz Ömer’in şiasıyız dese bölücülük olur. Ehl-i sünnet sahabenin hepsini sever. Çünkü Kur’an-ı kerimde hepsinin Cennetlik olduğu bildiriliyor. (Hadid 10)

Ehl-i beytle ilgili olan âyetin meali de şöyledir:
(Ben bununla [İslam dinini getirmekle] akrabalık sevgisinden başka hiçbir karşılık istemiyorum.) [Şura 23]

Müfessirler, buradaki “Bana yakın olanlar” kelimesinin farklı şekilde tefsir edildiğini bildirmişlerdir. Beydavi ve Medarik’te bildirildiğine göre, şu üç şekilde tefsir edilmiştir:
1- Âyette geçen (Kurbâ = yakınlık) kelimesi, Ehl-i beyt demektir.
2- Resulullaha akraba olan bütün Kureyşlilerdir.
3- Allah’a yakınlık demektir. O zaman âyetin manası şöyle olur:
(De ki: Ben bu dini getirmekle sizin iyi amellerle Allah’a yakın olmanızdan, Onu ve Resulünü sevmenizden başka hiçbir karşılık istemiyorum.) [Beydavi, Medarik]

Elbette her Müslümanın Resulullahı, arkadaşlarını, hanımlarını, kayınpeder ve damatlarını sevmesi gerekir. Bunlardan bazıları sevilmezse Resulullahı sevmek yalan olur. Hıristiyanların İsa’yı seviyoruz diyerek Resulullahı inkâr etmeleri nasıl bâtıl ise, Hazret-i Ali’yi seviyoruz diyerek sahabeye kin beslemek de bâtıl bir yoldur. İbni Sebecilerin Hazret-i Ali’yi seviyoruz demeleri, Hıristiyanların Hazret-i İsa’yı seviyoruz demelerine benzer. İsa, ilah diyorlar. Halbuki, Hazret-i İsa böyle sevgi istemiyor. Hariciler Hazret-i Ali’ye düşmanlık etti, Rafıziler de onu aşırı sevdi. Hazret-i Ali şu hadis-i şerifi haber veriyor:
(Ya Ali, sen İsa gibisin! Yahudiler, Ona düşman oldu. Mübarek annesine iftira ettiler. Hıristiyanlar da, Onu aşırı yükselttiler. Ona yakışan dereceden daha yukarı çıkardılar. Allah’ın oğlu dediler.) [İ. Ahmed]

 


<a href="https://plus.google.com/111116871307590065863" rel="publisher">Google+</a>
 
  Bugün 264426 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=